Tags

, , , ,

Milli Eğitim Bakanlığı 2017-2018 Eğitim ve Öğretim dönemi için hazırlanan yeni müfredatın taslağını açıkladı(1). Hayatın Başlangıcı ve Evrim” ünitesi lise biyoloji müfredatından çıkarıldı. Bu yazının yazıldığı tarihlerde henüz taslak aşamasında olsa da böyle bir yeltenmenin (bilime yapılan bir kalkışma) sebeplerini anlamak, kısa ve uzun vadede olası sonuçlarını değerlendirmek ve bu hamlenin bir an önce geri alınmasını sağlamak hepimizin görevidir. Bu görevin ilk adımı da bu vahim durumun etkilerini, kişisel ve kitlesel boyutta özümsemek ve bunları iyi analiz etmektir. 

Ben Evrimin Teorisi’ni (Türkçe’ye Evrim Teorisi şeklinde yanlış çevrilmiştir. The Theory of Evolution’ın doğru çevirisi Evrimin Teorisi’dir.) lisede öğrenmeden mezun olanlardanım. Bizim zamanımızda müfredatta olmasına rağmen lise son sınıfta üniversite sınavına hazırlandığımız için aldığımız rapor dönemine denk geldi ve işlemedik. O zamanlar tek derdi üniversite sınavında başarı elde etmek olan bir fen lisesi öğrencisi bunları kafaya takmaz ve sınavda çıkacak olan konulara çalışırdı. Ancak pozitif bilimlere yönelik bilim insanı yetiştirme vizyonu (2) olan, belirli dönemlerinde öğrencileri bilimsel deneylere ve olimpiyatlara teşvik eden bir okulda son sınıfa gelince hepsinin unutulmasını ve öğrencilerin bir sınav sistemi canavarına dönüştürülmesini mantık çerçevesine oturtmak epey zor.
Benim mezun olduğum Sivas Fen Lisesi’nde genel olarak bilime bir düşkünlük vardı. Yani tam olarak bir düşkünlük denemez ancak bilimsel konulara ilgisi olan öğrenciler gerekli insanlarla konuştukları zaman bilimsel deneyler için imkânlar dahilinde destek buluyorlardı. Deneyleri yeteri kadar ilerletebilen öğrenciler ise üniversitelerden de bu konudalarda yardım alabiliyorlardı. Ancak lise son sınıfa gelindiğinde o zamana kadar bilime, deneylere, bilimsel olimpiyatlara yönelten öğretmenlerin bir çoğu artık sınava çalışmaya yönlendiriyor ve bilimsel deneylerden uzaklaşmanıza sebep oluyorlardı. Bilimsel deneylerin dışında son sınıfta neredeyse eğitim bile duruyordu. Bazen ders bile işlenmeden öğrenciler test çözmesi için serbest bırakılıyordu. Bu söylediklerim şu an nasıl bilmiyorum ancak bundan 5-10 yıl önce bu şekildeydi.
Anadolu Liseleri (ve benim zamanımda var olan Anadolu Öğretmen Liseleri) vizyonunda (3) pozitif bilimlere yönelik bilim insanı yetiştirme gibi bir şey olmadığı için buna yönelik eğitim de verilmiyordu. Zira o zamanki arkadaşlarıma baktığımda sosyal bilimlere yönelenler de ağırlıktaydı. Yani Anadolu Liselerindeki öğrenciler genelde pozitif bilimlere daha uzaktaydı. Sayısal” diye tabir edilen grupta olan arkadaşlarıma bu konuyu sorduğumda, bir çoğu Evrimin Teorisi’nin işlenmesi ile ilgili benimle aynı şeyleri yaşadıklarını söylediler. O dönemde herkesin odak noktası üniversiteye hazırlık sınavlarıydı. Yani son sınıfın (özellikle son yarı yılın) neredeyse kimseye bir etkisi bulunmadığını buradan rahatlıkla çıkarabiliriz.
Bu durumdan yola çıkarsak lise son sınıfın son yarı yılında pek de işlenmeyen ancak müfredatta bulunan Evrimin Teorisi’nin, güncel müfredattan çıkarılması şu anki sistemde aslında pek bir etki yaratmıyor. Burada asıl yapılması gereken müfredatın farklı şekilde düzenlenerek Evrimin Teorisi’nin daha başlarda yer alması ve öğrenciye baştan sunulmasıdır. Evrensel bilim, şu an Evrimin Teorisi’ni destekleyen kanıtlarla doluyken, doğal olarak biyoloji dersinin bütün konuları da bu teoriyi destekler hatta direkt olarak anlatır durumdadır. Lisede birinci sınıfta canlıların yapısında bulunan temel bileşikler ve canlıların ortak özellikleriyle başlayıp canlıların sınıflandırılması ile devam eden; ikinci sınıfta kalıtım, biyolojik çeşitlilik, komünite ve popülasyon ekolojisi konuları ile desteklenip en sonunda da son sınıftaki genetik ve doğal seleksiyon gibi konularla verilen bütün bilgiler bu teoride buluşurlar. Öğrencilerin, öğrendikleri onca bilgiyi anlamlandırmasını sağlar. Evrimin Teorisi bilim insanları tarafından en çok desteklenen ve henüz aksini iddia edecek, çürütecek düzgün bir kanıt bulunamamış olan bilimin en güçlü teorilerinden birisi olduğu için bütün bunları göz ardı etsek bile öğrencilere anlatılmak zorundadır. Bu teori, öğrencilere okuduğu bilgiyi sorgulama, anlamlandırma, kavrama ve yorumlama yeteneği katabilecek en sağlam teorilerden bir tanesidir.
Evrimin Teorisi’nden de kısaca bahsetmeden geçmeyelim. Charles Darwin, Türlerin Kökeni (The Origin of Species) kitabında Evrimin Teorisi’nin temellerini açıklar. Bu teoriye göre canlıların evriminde temel olarak çevre ve kalıtım birlikte etkilidir. Kalıtım etkisi eşeyli üreme, mutasyon ve mayoz bölünme gibi faktörlerle oluşur. Bu faktörlerin etkisi sonucunda bazı genetik yapılar aynı kalacak, bazıları da farklılaşacak şekilde gelecek nesillere aktarılır. Buna kalıtsal (genetik) varyasyon denir. Diğer bir yandan çevrenin etkisi de doğal seçilime sebep olur. Sert bir çevresel faktör süreklilik kazandığında kalıtımsal altyapısı bu koşullardaki yaşamı destekleyen yani bu yeni çevresel yaşama dirençli olan canlılar yaşamını sürdürüp baskın hale gelirken, altyapısı bu yaşamı desteklemeyenlerin hayatları olumsuz etkilenir. Yaşam üstünlüğü kazanan canlıların, onlara bu avantajı sağlayan genetik yapısını yeni nesillere aktarma şansı artar. Bunların sonucunda çevrenin ve kalıtımın etkisiyle canlıların değişikliğe uğramalarına ise adaptasyon denir. Bu şekilde adım adım adapte olan canlılar uzun yıllar (binlerce, milyonlarca yıl) sonucunda yeni türler oluşturur. Darwin’in ortaya attığı bu sağlam teori yıllar içerisinde aynı şekilde kalmamış ve daimi olarak geliştirilmiştir, yeni araştırmalarla ve kanıtlarla beslenmiştir ve hala da gelişmektedir.

Primatların Evrim Ağacı (4)

İnsanlar üzerinden bu durumu açıklarsak insanların da ait olduğu Primat (Primate) takımına ait bulunan en eski fosil yaklaşık olarak 55.5 milyon yıllıktır(5). Primat’ın, Catarrhini adlı (Eski Dünya Maymunları ve Ape’leri içeren) alt takımına ait bulunan en eski fosil yaklaşık olarak 35 milyon yıllıktır(6). Bu şekilde birkaç takım, familya şeklinde ilerler ve yaklaşık 6.3 milyon yıl öncesinde Homo ve Pan cinslerine ayrılmaya başlamış (7) olan Hominini (İnsansı) Oymağı’na (oymağın İngilizce karşılığı: tribe) kadar türeyerek gelir. Buradan Homo ve Pan (şempanze) cinsleri evrimleşir. Homo cinsi yaklaşık olarak 2.8 milyon yıllıktır(8–12). Homo cinsine ait türlerde de bu süreçte yaşamış ve evrimleşmiş insan türleri (Homo sapiens bu biz oluyoruz-, Homo erectus, Homo floresiensis, Homo naledi, Homo neanderthalensis gibi) yer alır. Milyonlarca yıl boyunca (çevre ve kalıtımın etkisiyle) yaşanan adaptasyon sayesinde 55.5 milyon yıl önce yaşamış olan Primat takımının ilk üyeleriyle ortak olan genlerimiz mevcuttur. Türler zaman içerisinde çevresel ve genetik etkenlerle birlikte bazı genetik özelliklerini aktarmayı başarmış, bazılarında ise bu özellikler değişime uğramıştır. Bunun sonucunda yeni türler oluşmuştur. Burada sadece sürelere bakarak yeni bir türün oluşması için gereken adaptasyon süreleri daha kolay bir şekilde algılanabilir. Oluşma süreçleri arasında milyonlarca yıllık farklar olan türler arasındaki ortak özelliklere Evrimin Teorisi güçlü, mantıklı ve (görüldüğü üzere) ispatlanabilir bir açıklama getirmektedir.
Evrimin Teorisi’nin müfredatta olmaması durumunda yaşanabilecek en basit durum, bu teorinin düzgün anlaşılamaması sonucu biyoloji dersinde öğrenilen birçok bilginin havada kalması, düzgün bir şekilde sonuca bağlanamamasıdır. Evrimin Teorisi’ni düzgün anlayamamış bir nesil doktor veya moleküler biyolog olduğu zaman bir dokunun veya hücrenin çalışmasına veya yapısına yönelik sorular sormaya başladığında cevapsız kaldığı noktalar olacaktır. En basit ifadeyle, şu güne kadar bilinen bütün hücrelerin ortak parçası olup hücrede protein sentezlenmesi işini yürüten ribozomun neden orada olduğunu veya nasıl oraya geldiğini soran bir öğrenci, Yaratılış Teorisi’nin ileri sürdüğü gibi her şeyin yüce bir varlık tarafından belirli bir şekilde yaratıldığı argümanına bağlı kalarak bu sorunun tam cevabını bulamaz. Diğer taraftan, geniş bir kesim bilim adamı tarafından kabul edilen RNA Dünyası” dönemi hipotezinde (13) bahsedilen döneme kadar kökleri dayandığı söylenen ribozomun ortaya çıkışını bilim; o dönemde kendini yenileyen kompleks bir yapı olarak ortaya çıkan ribozomun, başta sadece RNA’ları birbirine basit bağlarla bağlarken, aminoasitlerin oluştuğu dönemde evrilerek bu aminoasitlerden proteinler oluşturulmasını sağladığını söyleyerek açıklar(14). Ayrıca ribozomun, istisnasız bütün canlı hücrelerde var olması da zaten Evrimin Teorisi’nin kanıtlarından biridir.
Evrimin Teorisi’nin müfredattan kaldırılmasının altında bilimsel bir sebebin olmayışı aslında başka amaçların varlığını akla getirmektedir. Birçok dinin ortaya koyduğu Yaratılış Teorisi ile ters düşen Evrimin Teorisi dünya çapında her zaman tartışma konusu olmuştur. Ancak taslak” halinde olan yeni müfredatla yapılmak istenen artık tartışmaların ötesine geçmiştir. Amaç var olan toplumu değiştirerek yeni bir toplum oluşturma yolunda ilerlemektir. Bir toplumu oluştururken bu toplumun temeli düşünsel altyapı ile atılır. Yani toplumun her bir üyesinin bazı değerlerde, anlamlarda ve düşünsel bir yapıda ortak noktalarda buluşmaları ve birbirlerini bu konularda desteklemeleri o toplumun bir bütün olmasını sağlar. Buna göre egemen söylem (kişiler ve/veya gruplar) meşruiyetini sağlamak için toplumun desteğine ihtiyaç duyar ve bu nedenle aslında kendi toplumunu inşa etmeye çalışır. Bunu yapabilmek için de, hedeflediği toplumun karakterini oluşturacak düşünsel zemini topluma empoze ederek toplumu organize etmeye çalışır. Eğitim de bunun en önemli aracıdır. Egemen söylem, insan toplumları oluştururken bununla birlikte bir kitle kültürü de yaratmaya çalışır. Kitle kültürü, egemen söyleme ulaşmış gruplar veya kişiler tarafından yaratılan kitlelerle birlikte, popüler kültürlerden oluşan ve halkın genelinin bir konu üzerindeki kültürünü değiştirmeye, yok etmeye çalışan bir olgudur. Kitle toplumlarındaki soysuzlaşma, kültürel çöküşme ve kültür bunalımı bunu işaret eder. Frankfurt Okulu’nun kitle toplumu kuramında (15) İnsanın emek ve etkinliği sonucu ortaya çıkan nesnelerin insan kontrolünün dışında gözüken bağımsız, özerk güçlere dönüştüğü kültürün artan somutlaştırması. Böylece, kitle toplumu parçalanmış insanı anlaşılmaz bir zorunluluk’ tarafından yönetilmektedir.” şeklinde bir tema mevcuttur.
Kitle kültürüne örnek olarak; yıllar boyunca İnci Sözlük ile bir popüler kültür olarak başlatılan İsmet İnönü capsleri”, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı uğruna savaşıp büyük başarılara imza atmış, ülkenin ikinci cumhurbaşkanı olup da büyük bir saygıyı hak eden İsmet İnönü’yle dalga geçerek onu itibarsızlaştırmış ve en sonunda eğitim müfredatında bulunan İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin Dış Politikasının ve savaş sırasında Türkiye’de meydana gelen ekonomik ve siyasi gelişmelerin anlatıldığı bölümden çıkarılmasına ortam sağlamıştır. Burada, oluşturulan popüler kültürün artık bir kitle kültürüne dönüştüğünü görebiliriz. İsmet İnönü’nün ders kitaplarından çıkarılma konumuna gelmesi bir anda olmamış, yıllar sürmüştür. Esad’a Esed denilerek; Esad denildiği dostluk zamanlarının, IŞİD’e DAEŞ denmesiyle farklı bir örgüt gibi gösterilerek de zamanında desteklenme seviyesinde söylenilen sözlerin unutturulmaya uğraşılması gibi olaylar ile kitle kültürünün oluşumuna başka örnekler de verebiliriz.
Evrimin Teorisi de aynı süreçten geçmektedir. Ben kendimi bildim bileli gündeme getirilip, bir süre tartışılırdı ve sonra tartışmalar tekrar sönerdi. Bu zamana kadar bu şekilde bir döngüdeydi. Ancak İsmet İnönü’de olduğu gibi müfredattan çıkartılması kısa sürmemiştir. Uzun yıllar boyunca edilen itirazlar Çağrı Mert Bakırcı’nın da anlattığı gibi genel olarak iki konuda toplanmıştır. Birincisi İslam diniyle ve hatta diğer büyük dinlerle çeliştiği düşüncesi, ikincisi de maymundan gelme” söyleminin bir hakaret olarak algılanmasıdır (16). Genel olarak dinler, canlıların ayrı ayrı yaratıldığını söyler. İnsanlar, özel ve her şeyden üstün olduklarını düşünmeyi ve duymayı severler. Bu maymun meselesinde de insanlar aşağılandığını düşündükleri için böyle bir isyana kalkışıyorlar (Maymun meselesindeki türleri, insanın evrimini anlatırken ele almıştık). Kitle kültürü oluşturmak için gereken kuvveti kazanmış olan egemen söylem de bu itirazları yıllardır dile getirerek popüler bir konu olarak kalmasını sağlamış ve bugün müfredattan çıkarılması için yolu açmıştır. İslam dini dışında diğer büyük dinler de yıllar boyunca Evrimin Teorisi’ne karşı durmuş ve aynı söylemleri kullanmıştır. Ancak Yaratılış Teorisi’ni destekleyen bazı büyük dinlerin liderleri de son zamanlarda Evrimin Teorisi’nin dine aykırı olmadığını söylemektedir. Hatta iki yıldan biraz fazla bir süre önce de Papa Fransis (Pope Francis), Evrimin Teorisi’nin Yaratılış Teorisi ile çelişmediğini açıklamıştır. Ayrıca İslam profesörlerinden Prof. Dr. Mustafa Öztürk de bir söyleşisinde farklı bir yaklaşım getirerek Kur’an’ın, evrenin, insanın ve diğer canlıların oluşumu hakkında herhangi bir bilgi vermediğini söylemektedir (17).
Din ve kitle kültüründen başka Evrimin Teorisi’nin müfredattan kaldırılmasını tetikleyen ve hatta halktan gereken tepkiyi görmemesini sağlayan bir diğer konu ise batıyı ötekileştirme çabalarıdır. Batının yürüttüğü öteki’ algısının, doğu toplumları tarafından dönüştürülüp kendi öteki’ algılarını yaratma şekilleri, 11 Eylül olayları sonrasında batının, doğuyu algılama şekillerini değiştirmiştir. Mistik, gizemli, sapkın ve barbar doğu tanımı, yerini terörist doğu’ söylemine bırakmıştır. Bunun sonucunda doğu da buna tepkisiz kalmayarak batının öteki’ algısını yaratmış ve her batı icadını egemenlik kurmak istediği toplumlarda kötüleyerek kendilerini batıya karşı (-ki özellikle gelişmekte olan ülkeler için bu halkına karşı bir iktidar göstergesidir) güçlü gösterme politikalarına ve ardından diplomatik anlaşmazlıklara yol açmıştır. Davos krizi, Mavi Marmara baskını, Rus uçağının düşürülmesi, Kuzey Irak’taki çuval olayı sonucunda ülke içinde kitle iletişim araçlarınca bu durumun ülkenin güçlü olduğunun kanıtı olarak gösterilmiş ve oksidentalizm (doğunun batıyı ötekileştirmesi) akımı ile yapılan yayınlar (örnek olarak Kurtlar Vadisi’nin Irak ve Filistin filmleri (18)) Türk’ün gücünü küstah batıya göstermiştir. Mevcut egemen söylemin batı karşıtı söylemleri artık bilime kadar taşmış, Evrimin Teorisi’nin halk arasında inkârına ortam sağlamıştır. Sürekli tekrarlanan dış güçler vurgusu da egemen söylem tarafından oluşturulan toplumlara Bizim onlara ihtiyacımız yok, biz onlardan daha güçlüyüz. Yeter ki gücü bize verin” şeklinde sahte demokratik mesajlarla dile getirilmektedir. Buradaki asıl mesele üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir. Bu durum hem batı hem doğu için de böyledir. Bu sebeple çeşitli nefret söylemleri, ötekileştirmeler ve kültür soysuzlaştırmalarıyla siyasal otoritelerini sağlamlaştırma niyetinde olan mevcut iktidar Evrimin Teorisi’ni tanımamak için elinden geleni yapmakta ve eğitim sisteminden çıkarmak için böyle bir teşebbüste bulunmaktadır.
Sonuç olarak bütün biyoloji dersi müfredatı, Evrimin Teorisi’ni kanıtlayan bir müfredattır. Ayrıca Evrimin Teorisi, müfredata uygun şekilde anlatılan derslerde akıllarda oluşabilecek soru işaretlerini giderebilecek bir teoridir. Müfredattan kaldırılsa dahi anlaşılmakta zorluk çekilmeyecek kadar bilimsel deneylerle kanıtlanmış, kitle kültürü veya ötekilik ile yok edilemeyecek ve bilimin sayfalarından silinemeyecek bir teoridir. Bu zamana kadar edilen itirazlar, oluşturulan popüler kültür en sonunda amaca ulaşmış ve böyle bir teşebbüste bulunulmuştur. Evrimin Teorisi’ni okulda öğrenememiş birisi olarak söyleyebilirim ki, kısa bir araştırmayla bile aklıma yatan bu teorinin müfredattan kaldırılması bilim açısından atılan bir geri adımdır. Eğer ki bu teşebbüs amaçlandığı gibi sonuca ulaşır da müfredattan çıkarılırsa, yeni öğrencilere yani gelecek nesile ve ailelere ise daha fazla sorumluluk düşmektedir. Aydınlık bir gelecek istiyorsak, öğrencileri sadece egemen söylemin istediği şekilde yetiştirmemeli, okul dışında da bilimin ışığında aydınlatmamız gerekmektedir. Bunu sağlayabilmek amacıyla bilimi insanlar için hobi haline getirmek, bilimsel okumalar yapmak ve öğrendiklerimizi diğer insanlarla kanıtlar eşliğinde tartışmak zorundayız. Bilim sadece bir akıllı” kesimin tekelinde olmayıp, herkesin kolaylıkla öğrenebileceği ve ulaşıp geliştirebileceği düzenli bilgiler bütünüdür. Aldığımız eğitim de dahil olmak üzere her ne olursa olsun, öğrendiklerimizi daimi olarak araştırmalı ve deneylerle kanıtlanabilir bilgiler eşliğinde hayatımızı aydınlatmalıyız.
Unutmadan, Bir çocuk eline çanta verip okula yollamakla, cebine üç beş kuruş para koyup okulun köşesine atılmakla eğitilmez.’’ der Mahmut Hoca, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı’da.

Teşekkürler

Bu yazı her ne kadar benim adımda yayınlanmış olsa da birlikte yazdığımız Ekin Şahindokuyucu’ya sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Kitle kültürü, oksidentalizm gibi kavramları ortaya çıkarıp durum ile bağlantılarını kurmama yardımcı olmasaydı bu yazı sadece pozitif bilim üzerinden ele alınmış olarak kalacaktı.
Ayrıca verdikleri fikirleri, yaptıkları eleştirileri ve yönlendirmeleri için Elif Bengi Akkuş’a, Gökçe Senger’e, Melih Buğra Duymaz’a, Tutku Yaraş’a ve Zeynep Burcu Akkuş’a en içten teşekkürlerimi sunarım.

İleri Okumalar

Evrimin Teorisi, yasa olmadığı için kesin değildir şeklinde yanlış bilgiye sahip olanlar için: Hipotez, teori, yasa.

Kaynakça

  1. İlgili haber: Bakan Yılmaz, güncellenen öğretim programları taslağını tanıttı.
  2. Sivas Fen Lisesi’nin Hakkında sayfası
  3. Sivas Selçuk Anadolu Lisesi’nin Hakkında sayfası
  4. The Primate Tree, Anthropology, Nelson, Gilbert, Wong, Miller, Price, Fossilized.org, Week 2, (2012)
  5. Smith, T., Rose, K. D., & Gingerich, P. D. (2006). Rapid Asia–Europe–North America geographic dispersal of earliest Eocene primate Teilhardina during the Paleocene–Eocene Thermal Maximum. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America, 103(30), 11223–11227. http://doi.org/10.1073/pnas.0511296103 
  6. Schrago, C. G., & Russo, C. A. (2003). Timing the origin of New World monkeys. Molecular Biology and Evolution, 20(10), 1620-1625.
  7. Patterson, N., Richter, D. J., Gnerre, S., Lander, E. S., & Reich, D. (2006). Genetic evidence for complex speciation of humans and chimpanzees. Nature, 441(7097), 1103-1108.
  8. Stringer, C. B. (1992). Evolution of early humans. The Cambridge encyclopedia of human evolution, 241-251.
  9. Ruse, M., & Travis, J. (2009). Evolution: The first four billion years. Harvard University Press.
  10. Wilford, John Noble (2015-03-04). Jawbone Fossil Fills a Gap in Early Human Evolution”. The New York Times. ISSN 0362-4331. Retrieved 2017-01-20.
  11. Spoor, F., Gunz, P., Neubauer, S., Stelzer, S., Scott, N., Kwekason, A., & Dean, M. C. (2015). Reconstructed Homo habilis type OH 7 suggests deep-rooted species diversity in early Homo. Nature, 519(7541), 83-86.
  12. Villmoare, B., Kimbel, W. H., Seyoum, C., Campisano, C. J., DiMaggio, E. N., Rowan, J., … & Reed, K. E. (2015). Early Homo at 2.8 Ma from Ledi-Geraru, Afar, Ethiopia. Science, 347(6228), 1352-1355.
  13. Marshall, Michael (2011-08-10). First life: The search for the first replicator”. New Scientist. Retrieved 2017-01-21.
  14. Noller, H. F. (2012). Evolution of protein synthesis from an RNA world. Cold Spring Harbor perspectives in biology, 4(4), a003681.
  15. Küçükcan, U. (2002). Frankfurt Okulu ve kitle kültürü çalışmaları.
  16. Türkiye’de ve Dünyada Evrim Eğitimi
  17. “Allah Yarattı” Dedikten Sonra İster Evrimle Yarattı” Deyin, İster Başka Şekilde Mustafa Öztürk
  18. ÖNAL, H., & BAYKAL, K. C. (2011). Klasik Oryantalizm, Yeni Oryantalizm ve Oksidentalizm Söylemi Ekseninde Sinemada Değişen” Ben” ve” Öteki” Algısı. Zeitschrift für die Welt der Türken/Journal of World of Turks, 3(3), 107-128.

Ekler ve Notlar

  1. 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı Ortaöğretim Biyoloji Dersi Müfredat Taslağı’na bu adresten ulaşılabilir: http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=23 
  2. 2016-2017 Eğitim Öğretim Yılı Biyoloji Müfredatı’na bu adresten ulaşılabilir: http://ttkb.meb.gov.tr/program2.aspx?islem=1&kno=216
  3. Bizim zamanımız diye tabir ettiğim dönemdeki biyoloji dersi müfredatına bu adresten ulaşılabilir: http://ogm.meb.gov.tr/belgeler/biyoloji.rar
  4. Yeni biyoloji dersi müfredatında 12. sınıftaki Hayatın Başlangıcı ve Evrim ünitesinin yerine konulan konular:
    1. Çevre şartlarının genetik değişimlerin sürekliliğine olan etkisi. 
      • Varyasyon, adaptasyon, mutasyon vb. kavramlar üzerinde durulur. 
      • Bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesinin nedenleri vurgulanır. 
      • Herbisit ve pestisitlerin zaman içerisinde etkilerini kaybetmelerinin nedenleri üzerinde durulur. (Herbisit zararlı otların yetişmesini önlemek, pestisit de zararlı organizmaları önlemek için kullanılan kimyasal ilaçlardır.)
    2. Tarım ve hayvancılıkta yapay seçilim uygulamalarına örnekler. 
  5. Eski biyoloji dersi müfredatında olup da yeni müfredatta bulunmayan 12. sınıf konuları:
    1. Hayatın ortaya çıkışı: Bu bölüm Büyük Patlama Teorisi (The Big Bang Theory) gibi çağın en büyük ve sağlam teorilerinden birisini de içermekte. Ancak bu konu lise son sınıf Fizik dersi müfredatına taşınmış durumda. (Ortaöğretim Fizik Müfredatı Taslağı http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=48)
    2. Lamark ve Darwin’in Görüşleri
    3. Fosillerin araştırılmasından elde edilen bilgilerin yaşamın anlaşılmasına sağladığı katkılar (evrim ve hayatin ortaya cikisiyla direkt baglantili)
    4. Doğadaki değişimler evrimi nasıl etkiler?

Okuduğunuz için teşekkürler. Eğer yazıyı beğendiyseniz paylaşarak diğer insanlara ulaştırabilirsiniz. Twitter üzerinden beni takip edebilirsiniz. Yorumlarınızı, düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi Twitter’da ve/veya yorumlarda bekliyorum.