Tags

, , , , , , ,

Almanya ile ilgili yazdığım iki blog yazısından sonra birçok farklı soru geldi. Bunlardan büyük bir kısmı Almanya’ya taşınma konusunda kararsız olup da günlük hayatı merak edenlerden geliyor. İnsanlar günlük hayatta binbir türlü zorlukla az da olsa oluşturabildikleri konforlu bölgelerinden (comfort zone) çıkıp risk almakta çok kararsızlar. Bunu, yaşanılan çevrenin stabil olmamasına ve günlük hayatta zaten çok fazla değişikliğe adapte olmanın gerekli olmasına bağlıyorum. Günlük hayatta maruz kaldığımız ve elimizde olmayan değişiklikler bizi bunların dışında (başka ülkeye taşınmak gibi) büyük bir adım atma konusunda geriye doğru itiyor ve cesaretimizi kırıyor. Olay aslında sadece bu da değil. İnsanlar artık zorluklara o kadar çok alışmışlar ki kendi konforlu bölgelerinin bile artık konforlu olmadığının farkında bile değiller. Bu şartların içinde insanların yurtdışında yaşamla ilgili merak ettikleri ilk şeyler ise doğal olarak çoğu zaman (başkalarından) duydukları şeylerin gerçek olup olmadığı. Bazıları kulağa inanılmaz güzel gelirken, bazıları ise aşılması imkansız engeller gibi görünüyor.

Yurt dışında yaşamla ilgili engeller veya hayaller neler olabilir diye baktığımızda günlük hayatımızı parçalara bölerek incelememiz yerinde olacaktır.

Ev

Ev hayatı tahmin edilenin aksine çok zor değil. Burada bahsettiğimiz ev hayatı ise kişiselden ziyade komşu ilişkileri, evde gürültü ve genel yaşam koşulları. Oturduğunuz bölgeye bağlı olarak tabi ki farklılıklar olacaktır. Ancak komşu ilişkileri, yurt dışına sonradan taşınan bir insan için sıfıra yakın. Tabi Türkiye’de de artık plazalarda ve çok katlı apartmanlarda olduğu gibi hiçbir komşumuzu görmeden yaşadığımız şekliyle değil. Çünkü evler genellikle 3–5 kat arasında değişiyor. Bu durumda ne yaparsanız yapın elbet iletişimde bulunacaksınızdır. Mühim olan apartmanda belirli saatlerde sessiz olmanız. Hatta Almanya bunun için (Ruhezeit diye adlandırdıkları) bir kurala bile sahip. Bu kural eyaletten eyalete değişse de genel olarak akşam 7–8’den sabah 7–8’e kadar sessiz olmanız gerektiğini söylüyor. Pazar günleri ise tüm gün. Pazar günleri gerçekten şehirde herkes evde oluyor ve şehre bir sessizlik ve huzur hakim oluyor. Bu kurallara rağmen evde parti yapmanızı engelleyecek bir durum yok. Tek şart komşularınızı daha önceden bilgilendirmeniz hatta mümkünse ev partisine davet etmeniz.

Diğer bir konu ise içinde yaşayabilecek ev bulmak. Bu konuyu daha önceki blog yazımda ele almıştım.

Ulaşım

Ulaşım tahmin edildiği gibi çok kolay. Burada ise ulaşımı ikiye ayırmak yerinde olacaktır.

Şehiriçi Ulaşım

Hamburg Metro Haritası

Genellikle bisiklet ve metro üzerinden ulaşım sağlansa da otobüs, tramvay gibi hizmetler de çok yaygın. Metro, tramvay ile işe gidip gelemiyorsanız en hızlı yöntem kesinlikle bisiklet. Otobüsten ve bazı yerlerde arabadan daha hızlı ulaşım sağlandığı bir gerçek. Araç için de İstanbul’da olduğu gibi park sorunu birçok yerde mevcut. Şehiriçi ulaşım genel olarak aylık ulaşım kartları ile sağlanıyor. Ancak bizim gibi Türkiye ortamından gelenleri şaşırtacak bir durum var. Metrolarda, tramvaylarda turnike diye bir sistem yok. Elinizi kolunuzu sallayarak biniyor iniyorsunuz. Belirli aralıklarla araç içerisinde bilet kontrolü oluyor. Onun dışında Almanya, önce vatandaşına güven eğer seni aldatırsa cezasını kes yöntemini uyguluyor. Hatta otobüslerde bile arka kapıdan gönül rahatlığıyla binebiliyorsunuz. Tabi şöför sizi öne çağırmadığı sürece. Bilinmesi gereken tek bir konu var, o da bazı şehirlerde aldığınız günlük bileti kullanıma açmanız gerekiyor. Berlin, Münih gibi bazı şehirlerde bilet aldıktan sonra validasyon işlemini yapmanız gerekiyor. Bunu da bileti istasyonlarda bulunan küçük bir kutunun içine bileti sokarak yapıyorsunuz. Bunu yapmadığınız takdirde bilet almamış sayılıyorsunuz. Biletsiz yakalandığınızda cezası 60 EUR.

Metro, otobüs dışında araç kiralayabildiğiniz sistemler bulunmakta. DriveNow, Car2Go üzerinden dakika başı ücret ödeyerek otomobil kiralayabiliyorken, Stadtrad, NextBike gibi servisler üzerinden ise dakika başı ücret karşılığında bisiklet kiralayabiliyorsunuz.

Şehirler ve Ülkeler Arası Ulaşım

Şehir dışı ulaşımlarda faydalanılabilecek birkaç kaynak bulunmakta. GoEuro.com gibi siteler üzerinden uçak, tren, otobüs biletlerine tek seferde bakabiliyorsunuz. Trenle fazla seyahat etmeyi planlıyorsanız DeutscheBahn’ın üyelik kartları var ve bunlar 26 yaş altındakilere %25, %50 gibi indirimler sağlayabiliyor. Bunun dışında ben otobüs için FlixBus kullanıyorum. Burada bilinmesi gereken bir durum var. Avrupa Birliği gümrük anlaşmasındaki ülkeler dahilinde ülke değiştiriyor olsanız da yanınızda pasaportunuzu bulundurun. Biz otobüsle yolda giderken polis otobüsü durdurup pasaport kontrolü yaptı. Ayrıca otobüs içerisinde de Türkiye’deki gibi çay, bisküvi ikramı malesef bulunmuyor. Ancak gerekiyorsa parasını verip bira bile alabiliyorsunuz. Yakın zamanda BlaBlaCar gibi araç paylaşım uygulamalarını denemeyi düşünüyorum. Onunla ilgili de ayrıca yazarım.

Yemek

Alman mutfağı genel olarak fazla yağlı yemeklerden oluşuyor. Biz Türklere yabancı geleceğini düşünmüyorum. Ancak aranızda domuz yemeyenler, sevmeyenler varsa Alman mutfağı pek size göre değil. Tabi ki sadece domuz kullanılmıyor. Diğer et türlerini de her yerde rahatlıkla bulabilirsiniz. Ayrıca her restoranda kesinlikle vejetaryen hatta çoğu zaman vegan tercihleri bile bulabiliyorsunuz. Son olarak her yemekte bira veya şarap olmazsa olmaz. Genç yaşlı demeden herkes yemeğin yanında bu ikisinden birini eksik etmiyor. Ara ara schnapps gördüğüm de oluyor (bunu henüz çözemedim).

Alman mutfağının vazgeçilmezleri: Bira, sosis ve sandviç

Alman mutfağının dışında ise tabi ki Türk mutfağı güzel bir yer edinmiş. Yemekler her ne kadar Türkiye’deki gibi olmasa da yoklukta idare ediyorsunuz. Türkiye’den genel farklarından birisi ise dönerin içerisinde cacık (tzatziki), avakado gibi ekstra sosların konulması. Buna Alamancı döneri diyelim biz. Ayrıca Almanya’da lahmacundan uzak durmanızı tavsiye ederim. Henüz lezzetli yapanı bulamadık.

Bu iki mutfağın dışında yaygınlık sırasına göre İtalyan, Hint, Amerikan, Çin mutfakları ve daha birçok farklı mutfak da rahatlıkla ulaşılabilir durumda. Son olarak Alman mutfağı en yaygın olarak bulunan mutfak değil. Almanya’da da diğer bütün ülkeler gibi halka mâl olmuş yemekleri barındıran cafe, bistrolar en yaygın olanları.

6b87d-1e50gt0c7rnckrvtrq-8wgg

Hamburg’da klasik bir Sternschanze akşamı

Sokak kuralları, Trafik

Bir insanı en çok rahatlatan ya da strese sokan durumlar genelde sokakta olan şeylerdir. Yani evinizden dışarıya adım attığınızda şahit olduğunuz veya yaşadığınız olaylar günlük yaşamınızın kalitesini belirler. Yanınızdan geçen bir insan size küçük bir tebessümle yol verdiğinde içiniz ferahlarken, yol vermeyi bırakın omuzunuza vurarak geçen birisi ise adeta güne kötü ve gergin başlamanıza neden olur. Ne zaman Türkiye’ye gitsem sokaktaki geçirdiğim zaman hep gergin oluyor. Bu yüzden nereye gitmek istiyorsam bir an önce varmak istiyorum. Yani dışarıda zaman harcamak istemiyorum. Türkiye’de her gün karşılaşılan telaşı, yoğunluğu, saygısızlığı şöyle bir oturup düşünürseniz, söylemek istediğimi anlayacaksınızdır. İstanbul’da insanlar hep bir telaş içerisinde mutsuz ilerliyorken, Sivas’ta insanlar anlaşılamaz bir rahatlıkla yürümelerine rağmen yine mutsuzlar. Benim gözlemlediğim kadarıyla herkes farkında ki karşısından gelen insanın kimseye saygısı ve tahammülü yok, tıpkı kendisinin olmadığı gibi. Almanya’da ise durumlar biraz farklı. Evden dışarı adım attığımda mutlu oluyorum. Tabi ki insanlar sokaklarda beni çiçeklerle karşılamıyor. Ancak evimin sokağında gece saat 2’de yürürken bile yanımdan geçen ve tanımadığım bir çift gülümseyerek selam verince ister istemez huzur doluyorum. Bu her zaman olan bir şey olmasa da, gece saat 2’de insanlar yüzüme endişe, tedirginlik veya korkuyla bakmıyor. Bu yüzden Almanya’da yanınızdan geçen insana -özellikle yol alıp verme durumu varsa- kesinlikle bir tebessümü eksik etmeyin. Aslında bu yol alıp verme durumları genelde bisikletten dolayı oluyor. Sanırım hayatın bu içerisinde bisiklet bu kadar karışınca olaylar bu şekilde gelişmiş. Belirtmeden de geçmemek lazım; bisiklet yolları kaldırımla birleşik de olabilirken ayrı yol da olabiliyor. Her iki durumda da eğer bisiklet yoluna adım atıyorsanız, bisiklet yolunu kesinlikle kontrol edin.

bike-tour

Alster Gölü kenarı, Hamburg

Trafik konusunda en temel bilinmesi gereken birkaç şey var. Araçta, bisiklette ya da yaya olmanız bu temel durumları değiştirmiyor. Anayoldan ara yola (sağa ya da sola farketmez) dönüyorsanız, o ara yolda karşıdan karşıya geçen ve hatta geçmek üzere olan yaya ve bisikletliye yol vermek zorundasınız. Ara yoldan anayola çıkarken de durum aynısı, yani yol boş olsa bile önce ara yolda karşıdan karşıya geçenleri beklemeniz gerekiyor. Ayrıca yaya geçidindeyseniz veya ışıklarda yayaya yeşil yanıyorsa kesinlikle durmanız gerekiyor. Yaya iseniz de gönül rahatlığıyla yolunuzu -bisiklet dahil- araçlardan alabilirsiniz. Son olarak araçla ilerlerken dönüşlerde bisikletliler için mutlaka her iki yönünüzü de geriye doğru kontrol edin.

Sosyal — Kültürel Etkinlikler

Almanca anadil olsa da Almanya’da İngilizce olarak düzenlenen birçok etkinlik mevcut. Meetup ve Facebook etkinlik grupları sosyal hayata daha kolay alışmanızda size yardımcı oluyor. Mühim olan şey ilgi alanlarınıza uygun grupları takip etmeniz ve çekinmeden etkinliklere katılmanız. Sonuçta bu etkinliklere gelen insanların neredeyse yarısı sizin gibi oluyor. Ancak şunu belirtmekte fayda var; bu bahsettiğimiz etkinlikler büyük şehirler için geçerli. Küçük şehirlerde veya kasabalarda yaşayan insanların daha muhafazakar ve içe kapanık olduklarını düşünürsek, İngilizce bilen insan ve etkinlik sayılarında da dramatik bir azalış olacağını öngörebiliriz. Ben etkinlikleri genellikle Facebook ve Meetup gruplarından takip ediyorum. Bu iki teknolojik nimet Almanya’da gerçekten büyük bir kullanıcı kitlesine sahip.

Her ne durumda olursa olsun sosyal hayata entegre olmak sanılandan daha zor. Ortak kültürü paylaşmadığınız ve belki de hiçbir bilgi sahibi olmadığınız bir toplumun içine girdiğinizde öğrenmeniz gereken ve hatta bazen hiç öğrenemeyeceğiniz sosyolojik ve kültürel farklılıklar mevcut. Bir Almanı ne kadar tanırsanız tanıyın, bir davranışını tahmin etmeniz yine de zor olacaktır.

Hamburg Limanı 2017 Doğum Günü Etkinlikleri

Bizim Türkiye’deki yaşamımızda olduğu gibi Almanya’da yaşayan insanların günlük hayatlarının büyük bir kısmını parklarda geçirdiklerini söylemek yanlış olmaz sanırım. İnsanlar iş çıkışında bile direkt mangallarını alıp en yakınlarındaki mangal yakabilecekleri parklara koşuyorlar. Tabi ki her parkta mangal yakmak serbest değil. Mangal yakılamayanların boş kalacağını düşünmek ise doğal olarak doğru olmaz. Güneş yüzünü gösterdiği anda yiyeceğini içeceğini alan parka koşuyor! Etrafta bu kadar parkın olmasının sebebi; insanların bu kadar yönelmesi mi yoksa insanlar çok fazla tercih ettiği için mi bu kadar fazla park var bilinmez tabi ki. Biz Türkiye’de doğup büyümüş ancak son zamanlarda yeşilliğe genel olarak hasret bırakılmış nesil ise kendimizi bu parklara ve park kültürüne hayran olurken buluyoruz. Çünkü bu park hayatının getirdiği ekstra bir avantaj daha var. İnsanlar sporla çok içli dışlı yaşar hale gelmişler. Türkiye’de parklara o komik spor aletlerinin konulması bir şeyi değiştirmezken ve parklarda spor yapanı nadiren görebiliyorken, Almanya’da genel olarak o aletlerin olmamasına rağmen dışarda spor yapan çok fazla insanı rahatlıkla görebiliyorsunuz.

Sosyal hayata entegre olmakta zorluk çeken biz Türkler ise genel olarak birbirimizi buluyor ve yine kendi aramızda kaynaşıyoruz. Almanya’da doğup büyümüş olanlar kızmasın ancak onlarla biz Türkiye’de doğup büyüyenler arasında çok büyük farklılıklar var. Almanya’da doğup büyüyenlerden birisi bir kere “Ben ne Türk ne de Almanım. Arada bir yerde sıkışıp kalmışım. Her iki kültürü de biliyorum ancak ikisinden birini benimseyemiyorum.” demişti. Türkçesi de Almancası da zayıf (Alman arkadaşların söylediklerine göre). Tabi bu üzücü durum biraz doğal bir sonuç olarak çıkıyor karşımıza. Bu uzun bir analiz konusu olsa da şöyle özetleyelim: Almanya’da doğup büyüyenler çocukluğunda Türk komünü içerisinde kapanık bir şekilde büyüdüyse ileri yaşlarda entegrasyon sorunu yaşadığı için ne orda ne burda diyebileceğimiz bir hale geliyor. Çocukluğunda Alman sosyal hayatı içerisine entegre büyüdüyse ve Türk sosyo-kültürel hayatıyla güzel bir denge kurulabildiyse hayata daha rahat bağlanıyorlar ve kendilerini çoğunlukla tek bir tarafa koyabiliyorlar.

Alışveriş

Bu konuya çok uzun değinmek istemiyorum. İnternette alışveriş hangi şehirde nereden yapılır gibi tonlarca içerik var. Asıl değinmek istediğim konu ise alım gücü. En son Türkiye ziyaretim Ağustos 2017’deydi. Bu blog yazısını hazırladığım için o süreçte market fiyatlarına yakından baktım. Türkiye genel olarak tekstil, meyve, sebze, hamur ürünleri, peynir, zeytin gibi ürünlerde daha ucuz olmasına rağmen aynı miktarda (TRY-EUR dönüşümü yapmadan, yani 2 TRY’yi 2 EUR kabul ederek) paraya Almanya’da daha fazla şey alabiliyorsunuz. Peki bu karşılaştırmayı neden bu şekilde yapıyoruz? Çünkü 2017 Ocak ayı rakamlarına göre Türkiye’de aylık net asgari ücret ₺1404 iken, Almanya’da €1498. Mesela yumurtaya bakarsak Türkiye’de 6’lı organik yumurta ₺9-₺12 arasında değişiyor. Almanya’da ise €2-€3 arasında. İşte alım gücü farklılığı da buradan çıkıyor. Bu ayrı bir blog yazısı konusu. Yakın zamanda yazmayı planlıyorum.

Alışverişle ilgili tekstil gibi diğer alanlara değinirsek de Almanya’da yerel mağazalar, uluslar arası mağaza zincirlerinden genel olarak daha pahalı. Ben genel olarak yiyecek içecek dışındaki alışverişlerim için Amazon’u tercih ediyorum. Prime üyelikle bir gün içerisinde teslim ediyorlar ürünleri. Ayrıca şehirden şehire değişmekle birlikte Türkiye’deki gibi uzun çalışma saatleri yok. Mesela Hamburg’da akşam 7–8 gibi kapanıyor hepsi. Süpermarketler de genelde 9’da kapanıyor.

Genel olarak insanların burada yaşamadan öğrenemeyecekleri şeylerin bu başlıklara yönelik olduğunu düşünüyorum. Tabi bunların dışında vize, eş durumu, maddi durumlar gibi uzayıp giden çok başka konular daha var. Bunları da deneyimledikçe ve öğrendikçe paylaşmayı planlıyorum. Her ne kadar Almanya’da yaşamak keyif verici görünse de kişisel zorlukları öngörmek ve ona göre karar vermek en doğrusu olacaktır.


Almanya ile ilgili aşağıda eklediğim diğer blog yazılarımı okuyup daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Okuduğunuz için teşekkürler. Eğer yazıyı beğendiyseniz sosyal platformlarda paylaşarak diğer insanlara ulaştırmada yardımcı olabilirsiniz. Twitter üzerinden beni takip edebilirsiniz. Yorumlarınızı, düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi Twitter’da ve/veya burada yorumlarda bekliyorum.