Tags

, , , , , , , , , , , , ,

2014 yılından önce Google, Facebook ve Amazon kullanan birçok insan vardı. Bugün hala bu üç teknoloji devinin servislerini kullanan birçok insan var. Aslında çok fazla bir şey değişmedi ve bu sitelerin özellikleri ve kullanıcı arayüzü genellikle hala aynı. Buna rağmen günümüzdeki Web’in elinde bulundurduğu gücün altında yatan dinamikler inanılmaz bir değişime uğradı ve bu üç büyük şirket değişimin merkezine oturmayı başardılar.
Buz dağının görünen kısmında 2014 yılından beri hiçbir şey değişmese de bugünlerde internet trafiğinin %70’ten fazlasında Google ve Facebook’un direkt etkisi var.
İnternetteki genel aktivite henüz yavaşlamadı. Hala kullanıcı ve website miktarları stabil bir şekilde büyümeye devam ediyor.

Kaynak 1: InternetLiveStats Kaynak 2: Netcraft.com

Son dört yılda asıl değişen şey ise şirketlerin internet trafiğindeki pazar paylaşımı oldu. Dışarıdan göründüğü kadarıyla hiçbir şey değişmese de bugünlerde internet trafiğinin %70’ten fazlasına Google ve Facebook direkt olarak etki ediyor. Bütün dünyadaki internet trafiğinin yarıdan fazlası artık mobilden geliyor. Hatta 2015 yılında tek başına Latin Amerika’da, Google ve Facebook servisleri bütün mobil trafiğinin %60’ını oluşturdu, 2016 sonuna kadar daha da büyüyerek %70’lere ulaştı. Diğer bütün mobil uygulamalara ve websitelere ise geriye kalan %30’luk dilim kaldı. Bu süreçte mobil cihazlar başlıca Google ve Facebook servislerine ulaşılmak için kullanıldı.

Kaynak: Sandvine.com

Basın ise tarihte benzeri görülmemiş bir şekilde  Google-Facebook ikilisine hayati derecede bağlı hale geldi.
Google ve Facebook’un egemenliğinin diğer bir kanıtı ise medya websiteleri arasında görülebilir. Google veya Facebook’a ait olmayan en popüler web alanları genellikle medyaya ait. Örnek olarak; ülkelerdeki en çok ziyaret edilen websitelerine bakıldığında, Amerika’da ilk 10’da 6 tane, Brezilya’da ilk 10’da 6 tane ve Birleşik Krallık’ta ilk 10’da 5 tane medya sitesi bulunmakta.
Bu medya sitelerinin trafiği nereden gelmekte? 2014 yılına kadar web geliştiriciler arasında popüler olan Arama Motoru Optimizasyonu (SEO), Google arama sonuçlarında üste çıkmayı sağlıyor. Bu şekilde siteler trafiğin %35’ini buradan sağlayabiliyor, geri kalan %50’den fazla trafiği ise Web’de bulunan diğer kaynaklardan alıyordu. Bu yüzden Facebook’ta görünmek sadece olsa iyi olur” şeklinde değerlendirilirken, SEO çok daha önemliydi. Sonraki 3 yılda Facebook’tan gelen trafik Arama trafiğinin önüne geçerek %45’lere kadar çıktı. 2017 yılına geldiğimizde ise Medya, artık sayfa görüntülenmeleri için ana trafik kanalları olan Google ve Facebook’a bağlı hale geldi.

Kaynak: Parse.ly

Medya siteleri iki teknoloji devi arasındaki ilişki aslında çok zorlu ilerliyor. Facebook, 2014 yılında Facebook Paper adlı bir ürün ile haber tüketimleri üzerinde daha fazla kontrol sahibi olacağı bir girişimde ve başarısız oldu. Fakat stratejilerinde ısrar edip farklı bir şekilde yaklaşarak Facebook Instant Articles (Facebook Anlık Makaleler) ürününü çıkardılar. Sosyal trafiğe bağımlı olan ve aynı zamanda bu sosyal medya canavarı tarafından tehdit edilen medya tepki göstererek Instant Articles için verdiği desteği geri çekti
Bu sırada, Facebook’un başarısız girişimlerinden sonra gözünün önü açılmasına rağmen Google, Arama trafiğinin gelişmediğini farketti. Bu yüzden Instant Articles alternatifi olarak piyasaya Accelerated Mobile Pages (AMP İvmelendirilmiş Mobil Sayfalar) adlı ürününü sürdü ve temkinli davranarak medya sitelerine yönlendirmek yerine haberleri ve makaleleri kendi sunucuları üzerinden sunmaya başladı. Basın bu duruma Facebook’a verdikleri tepkinin bir benzerini vererek; Arama Motoru canavarının haberler üzerinde etki yaratmaya ve haberleri kontrol etmeye çalıştığına yönelik hikayeler hazırladı.
Google ve Facebook direkt rekabete son vererek en iyi yaptıkları şeye odaklanmaya karar verdiler.
Veriler gösteriyor ki Facebook Web üzerindeki baskınlığını dramatik bir şekilde arttırırken Google Arama ise hâlâ pek değişmedi. Peki Facebook bunu nasıl başardı? Hangi kritik eylemler bu gelişmeyi sağladı? 2014 yılına kadar her iki şirket de birçok farklı web servislerine sahipti. Google henüz Alphabet dönüşümünü gerçekleştirmemiş ve bu yüzden odağı dağılmış durumdaydı. Google, sosyal markete girmeyi ilk olarak Google Wave ile sonrasında ise sırasıyla Google Buzz, Orkut ve Google+ ile denedi. Google sosyal medya kategorisinden toplamda 18 şirketi satın aldı. Bu şirketlerin sadece 1 tanesini 2014 yılından sonra satın alırken, tek başına 2010 yılında tam 5 tanesini satın almıştı. Arama pazarında ise Facebook, Microsoft Bing ile partnerlik kurarak mücadele ediyordu.
Görünen o ki Facebook, 2014 yılı boyunca kendisini yeniden organize ederek odak noktasını sadece sosyal markete yöneltti. Aynı yılın Şubat ayında WhatsApp’ı, Google’ın YouTube’u satın aldığı fiyatın 11 katı miktardaki paraya satın aldı. Microsoft ile kurduğu Bing partnerliğini ise Aralık ayında iptal etti. Facebook.com ana sayfasında kullanıcıyı sitede tutma oranını (user retention) arttırdı (aşağıdaki grafikten görebilirsiniz). Facebook, 4 basit ürünü üzerinden Facebook, WhatsApp, Messenger, Instagram- sosyal bir süper güç haline geldi.

Kaynak 1: Statista.com Kaynak2: Statista.com

Google da benzer bir şekilde 2014 yılında kendi organizasyonunda değişikliğe gitmeye başlayarak odak noktasını yapay zeka üzerine kaydırdı. 2014 yılının Ocak ayında DeepMind’ı satın alan Google aynı yılın Eylül ayında (bazı ülkelerde bir anlık başarı yakalamış birkaç sosyal ürünlerinden biri olan) Orkut’u kapattı. Aylar boyu süren toplantılar ve bürokrasi savaşlarından sonra, bu organizasyon değişikliği The Alphabet Inc. adıyla 2015 yılının Ağustos ayında duyruldu. Bu organizasyon değişikliği Google’ın içindeki Web’e yönelik çalışan departmanların basit bir göreve odaklanması için önemli bir adımdı. Google, Aramadan Öneriye” (Eric Schmidt’in kendi sözleriyle From Search to Suggest”) şeklinde yaptığı göç ve yapay zeka öncelikli şirket” (Sundar Pichai’nin kendi sözleriyle AI first company”) duyurusuyla birlikte basit bir Arama pazarında bir gelecek görmediğini açıkladı. Şu sıralar Google, Web üzerindeki baskınlığını arttırma açısından Facebook’un biraz gerisinde. Fakat uzun dönemde Google teknik uzmanlık, uçsuz bucaksız bütçe, etki ve vizyon sayesinde oluşturduğu yapay zeka varlıkları ile internet üzerinde muazzam bir rol oynayacak. Görünen o ki Google, ne yaptığını biliyor.
Bu bahsettiğimiz şirketler dört yıl önceki şirketlerden artık çok daha farklılar. Google artık bir internet şirketi değil, internetin bilgi şirketi. Facebook internet şirketi olmak yerine internetin sosyal şirketi haline geldi. Zamanında rekabet etmeye çalışmaları, interneti daha çok çeşit barındıran bir pazar halinde tutmaya devam etmişti. Ancak bugün, Web’in alt bölümlerinde oluşturdukları bu (dikey) egemenlikten tatmin olmuş görünüyorlar. Bu hâkimiyet yüzünden biz ise internetteki çeşitliliğimizi günden güne kaybediyoruz. Çeşitlilik kavramı ise bizi internetin diğer bir bölümüne yani e-ticarete ve Amazon’a yönlendiriyor.
Amazon kâr etme amacına odaklanmıyor.

Kaynak: Statista.com

Bunun yerine Amerika’daki rakiplerini ezerek pazar liderliğini ele almayı görev edinmiş durumda.

Kaynak: Internet Retailer The Wall Street Journal

Amazon’un nasıl bir e-ticaret şirketi olduğunun üzerinde durabilirdik, fakat Scott Galloway’in ortaya çıkardıklarını tekrar etmiş olurduk. Scott Galloway’in konuşmaları kesinlikle dinlemeye değer.

Web Neydi ve Ne Oldu?

Veriler bu üç şirketin Web üzerinde nasıl muazzam bir etki elde ettiğini açıklıyor. Peki bunlar niçin Web’in ölümüne işaret ediyor? Buna cevap verebilmek için Web’in ne olduğunu derinlemesine düşünmemiz gerekiyor.
Web’in yaratıcısı Tim Berners-Lee’ye göre Web’in orijinal vizyonu, bilginin çok uluslu bir şekilde yayınlanmasını ve tüketilmesini sağlayabilecek bir alandı. Bu, tek bir tarafa bile bağımlılığı olmayan eşler arası (peer-to-peer) bir vizyondu. Tim’in kendisi Web’in ölüyor olduğunu iddia ederek; başta istediği ve şu an sahip olduğu Web’in artık aynı şeyler olmadığını söylüyor.
Google Açık Web’i savunmuyor muydu?
Google, Web’den doğan bir şirket olarak onu hem teknolojik açıdan hem de hayata uyum açısından ileri taşımaya yardım etti. Bunu inkâr edemeyiz. Şu anda hala Açık Web’i geliştirmek için sarfedilen eforlara liderlik ediyorlar. Örnek olarak Google, Mobil uygulamalara karşı Progressive Web Apps (PWA)’i savunuyor.
Google Açık Web’in hayatta kalmasını garanti altına almaya çalışmıyor mu? Tam olarak değil. Google’ın hedefi toplayabildiği kadar zengin veri toplayıp, yapay zeka inşa etmek. Misyonları, veri sağlayan web sitelerine sahip olmaktan ziyade vaktinde ve kişiselleştirilmiş bilgi sağlayabilen bir yapay zekaya sahip olmak. Google’ın birbiriyle uyumlu bütün bu çabaları tamamen yapay zeka görevinde bir araya geliyor.
Mobil kullanımı, internet kullanımının yıllar boyu birinci kaynağı olan masaüstünü geçmiş durumda ve yükselmeye de devam ediyor. Mobil uygulamalar ise mobilde güzel kullanıcı deneyiminin sunulabildiği en iyi yol. Google ise mobil uygulamalardan çok az veri toplayabiliyor. Android’de az da olsa toplayabilmesine rağmen iOS tarafında bu imkanları epey kısıtlı. PWA doğal ve Açık Web içerisinde yaşayacakmış gibi görünüyor. Ayrıca mobilde mükemmel kullanıcı deneyimi sağlarken veri toplamaya da daha uygun.
Google, Açık PWA gibi teknolojileri savunduğu kadar, Firebase ve Google-bağımlı İvmelendirilmiş Mobil Sayfalar (AMP) gibi kapalı ve tescilli teknolojileri de teşvik ediyor. Bu açıdan Google’ın mütemadiyen Açık Web’i savunmadığını görebiliyoruz. Patentli bir protokole sahip olan Hangouts uygulamasını daha fazla öne çıkarmak isteyen Google, ilk olarak Gtalk içinde XMPP’yi (Extensible Messaging and Presence Protocol) kaldırdı. Ardından da direkt olarak Gtalk’a desteğini bıraktı. Chrome Web Mağazası ise başlıbaşına App Store gibi duvarlarla çevrilmiş bir bahçe oldu. Açık bir standart olan RSS tabanlı sistemleri Google Reader’ı da kapattılar. Google Cloud TPU ise sadece Google’ın kendi veri merkezlerinde bulunan ve açık kaynak kodlu kütüphanesi TensorFlow’u destekleyen tescilli bir donanım. Bu dışarıya kapalı bir iş modelinin esaslı unsurlarından olan Google Inbox ise standart olmayan, kapalı algoritmalarla hayatınızı organize edeceğini söylüyor.
Google, aynı anda birden fazla projeye sahip ve çalışanlarının belirli bir özerkliğe sahip olduğu dev bir şirket. Yine de, bu büyük çabalar yapay zeka öncelikli şirket olma kapalı ve kendi bulut sisteminde yaşayan- misyonuyla tutarlı, uyumlu ve iyi ayarlanmış durumdadır.
Bu zamana kadar deneyimlediğimiz Web bir yandan kusurlu da olsa, 90’lardan 2010’lara kadar asıl amacına sadıktı. Web’in çeşitliliği birçok şirketin yenilikçi olmasına ve büyümesine, birbirinden bağımsız olan meraklılardan oluşan topluluğun büyümesine ve kişisel sitelerin bulabildikleri fiziksel sunucularda bir şekilde barındırılmasına imkân ve yer sağladı. İnternetin altyapısal çeşitliliği, direkt olarak Web’in içerisindeki çeşitlilikten ortaya çıkan işletmelere ve toplumların başarısına bağlandı. Bu yüzden Web’in açık olması, güvenlik, erişilebilirlik, yenilik ve rekabetçilik için hayati öneme sahip.
2014’ten sonra, internetin bu altyapısal ve ekonomik çeşitliliğinden sağladığımız faydaları kaybetmeye başladık. Amazon’un ve Google’ın diğer iş alanlarının sahip olduğu inanılmaz sayıdaki siteyi barındıran bulut servisleriyle yarışmak gerçekten çok zor. Dikkate değer bir trafik edinmeyi amaçlayan herhangi bir web sayfası artık Arama trafiğine ve Sosyal trafiğe bağımlı durumda.

Google-Facebook-Amazon’un altında Web ne hale gelecek?

Bundan sonraki analizler, Web’in mevcut durumuna ve Google-Facebook-Amazon’un idarecilerinin resmi duyurularına dayanarak geleceğin bir tahmini şeklinde olacak.
2014 yılında ABD’de internetin bağımsızlığı savaşı kazanılmış olsa da 2017’de büyük ihtimalle kaybedeceğimiz ikinci bir savaşı görüyoruz. Muhtemelen, İnternet Servis Sağlayıcıları (İSS) yakın zamanda insanların ellerindeki cihazlara hangi trafiğin ulaşıp hangisinin ulaşamayacağını belirlemeye başlayacak. Google-Facebook-Amazon’un trafiği, internet kullanıcıları üzerindeki popülerliğinden ötürü en yaygın trafik haline gelecek. Bu pazar talebi yüzünden, İSS’nin tam internet erişimi paketlerinin yanında sadece Google-Facebook-Amazon’a erişmek için daha ucuz planlar sunması muhtemel. Hatta Portekiz’de şimdiden başladı bile. Bu durum, üç büyük devin hâlihazırda zevk aldığı egemenliğinin daha da artmasını sağlayabilir. Küçük şirketlerin bağımsız websitelerine sahip olmak için ayırdıkları ekonomik teşviklerin önünü keserek, Facebook Pages uygulamasına kademeli bir geçişin daha mantıklı hale gelmesine yol açabilir. Küçük e-ticaret siteleri Amazon tarafından satın alınabilir ya da muhtemelen iflas edecektir. Çünkü birçok internet kullanıcısı bütün siteleri açamaz duruma geldiğinde, Google insanlar ve siteler arasında sadece bir köprü olmak için çok az teşvik edilecektir.
Google’ın Arama pazarından sıvışmaya çalışması aslında stratejilerini Web’in ötesine nasıl taşıdıklarının bir işareti. Uzun yıllar boyunca dizinleme (indeksleme) yaparak Web’e önemli derecede yardımcı olan bir araç rolünü üstlendi. Fakat son zamanlarda, sadece Web’in arama motoru olmak Google için cazibeli bir durum olmaktan çıktı. Misyon tanımlarında belirttikleri amaçlar (“Dünya’nın bilgisini organize etme ve evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirme”) için arama motoru yaklaşımının artık dermanı kalmadı. Birkaç saniyeden biraz fazla süren arama sorgusundan sonuçlara, sonuçlardan websitesine, websiteden bilgiye şeklindeki yol ideal bir kullanıcı deneyimi sağlamak için çok uzun. Şirketin hedefi bu yoldaki ara elemanları azaltmak. Kendimi Şanslı Hissediyorum” ile sonuç sayfasını aradan çıkarmayı denediler. Fakat akıllı bir analiz yapmadan bu yolda hatasız bir şekilde kısayollar seçemezler. Bu uzun yolu hiç arama bile yapmadan bilgiyi getir” şeklinde tek bir adıma düşürmeyi yapay zeka ile başarabileceklerine inanıyorlar. İşte bu, Önerinin altında yatan amaç.
İnsanların arama sonuçlarının tarafsızlığı üzerine farklı beklentileri var. Bazıları Google Arama’nın tamamen yansız olmasını isterken, diğer yandan birtakım sonuçların anında sonuç listesinden çıkarılmasını isteyenler mevcut. Avrupa Birliği Google’ın arama sonuçlarından bazı siteleri çıkarmak istemelerini talep ederken, aynı anda şirkete alışveriş sorgularında tarafsız olmadığından ötürü ceza kesiyor. Google’ın içerik konusunda tarafsız bir hakem rolüne bürünmesi, mevcut iş modelini desteklemediği için şirket açısından faydalı değil. Hatta tam tersine itibarını riske atma potansiyeli altında, birçok hükümet tarafından halka açık denetlemeye tabi tutuluyor.
Öneri stratejisi Google Now, Google Asistan, Android bildirimleri ve Google Home üzerinden yayılmaya devam ediyor. Bu bahsedilen teknolojilerin hiçbiri Web’in daha doğrusu tarayıcı üzerinden erişilebilen websitelerin bir parçası değil. İnternet artık Web’i pas geçerek, şirketin bulut sistemlerinden son kullanıcı cihazlarına verinin taşınmasını sağlayan bir altyapı servisi haline geliyor. Schmidt’in gelecek hakkındaki görüşleri internet servislerinin web tarayıcılarda ve masaüstü makinelerde kullanılmasından ziyade her yerde bulunan ve kişiselleştirilmiş bir araçlar topluluğu haline geleceğini içeriyor.
Benzer bir şekilde, Amazon’un trafiğini hala masaüstü web üzerine bağımlı olmasına rağmen (satışların %33’ü), satışlarının büyük bir kısmı (%25) mobil uygulamaları (Amazon Echo hariç) üzerinden geçiyor. Google Home gibi Amazon Echo da Web’i pas geçerek interneti sadece bulut sistemleri ve son kullanıcı arasındaki iletişim için kullanıyor. Teknoloji devleri, bu Web’siz bağlamda veri trafiğinde daha fazla otoriteye sahip. Hatta bu bağlamda, Google’ın Amazon Echo cihazlarda YouTube trafiğini kesmesi gibi direkt olarak birbirlerini bile engelleyebilirler.

Teknoloji devlerinin Applelaştırılması

Google, Microsoft, Facebook ve Amazon, Apple’ın lüks cihazlara sadakat oluşturma stratejisini taklit ediyorlar. Applelaştırma dediğimiz bu süreç boyunca bu şirketler (1) bahçelerinin etrafına yüksek duvarlar örüyor, (2) donanım şirketleri haline geliyor ve (3) pazar için tasarlarken, tasarımları da pazarlıyorlar. Bu aslında Apple için başlı başına bir tehdit. Çünkü Apple büyük veri koleksiyonlarında ve bunların kullanımında bu dev şirketlerden geride. Apple erkenden ve cesur bir şekilde App Store ile yazılım dağıtım platformu olarak Web’in hâkimiyetini salladıysa da yerinden edemedi. Bu yüksek duvarlı bahçelerin bir sonraki dalgası farklı bir şekilde; daha az dikkat çeken fakat bununla birlikte Web üzerinde daha yıkıcı olabilir.
Google-Facebook-Amazon üçlüsünün tarayıcıları yok sayma gündemlerinde olmasa da kullanıcı deneyimi ve etkili iletişimi arttırmak için Web’i pas geçme eğilimi var. Bilgi ve ticaret internetinde temel amaç kullanıcıların istediğini vermede verimli olmak. Sosyal internette ise amaç, insanların arasındaki iletişim için etkili bir kanal sağlamak. Bu, Facebook’un 10 yıllık stratejisindeki, internet aracılığıyla olan sosyal etkileşimlerde neden Arttırılmış Gerçeklik (AG, Augmented Reality) ve Sanal Gerçekliğin (SG, Virtual Reality) kullanıldığını açıklıyor. Bu strateji, arttırılmış gerçekliğin sağladığı sosyal ortamın tarayıcıda mesajlaşmaktan daha doğal olduğunu kanıtlıyor. Daha şimdiden internet üzerinden konuşan insanların çoğu tarayıcılar üzerinden değil mobil uygulamalar üzerinden iletişim kuruyorlar.
Bu üç internet devi arasında en çok ortak görülen nokta, hepsinin artık tarayıcıların da ötesine geçerek verinin yaratılıp paylaşılabildiği yeni sanal kaynaklar oluşturuyor olmaları. Diğer birçok teknoloji gibi Web de basit bir şekilde yeni teknolojilerden daha az çekici hale gelerek zaman içerisinde can verebilir. Ancak şunu belirtmek gerekir ki diğer modası geçmiş teknolojilerde de karşılaştığımız gibi ne birden yok olacak ne de tamamen ortadan kaybolacaktır. Bugün hala bir Walkman alabilir ve onunla kaset dinleyebilsek de bu teknoloji artık müşterek ilgiyi kaybetmiş durumda. Web’in ölümü dramatik bir kayıp olarak değil, aşamalı bir çürüme olarak gelecek.

Trinet (Üçlüağ)

İnternet, Web’den daha uzun süre hayatta kalacak. Google-Facebook-Amazon denizler altındaki kablolara (backbone) bağlı kalmaya devam edecek. Çünkü bu aslında teknik bir başarı. İnternet birçok açıdan anlamlılığını yitirecek ve bunun altında çalışan altyapı sadece Google trafiğine, Facebook trafiğine ve Amazon trafiğine göre uygun hale getirilebilir. Bundan sonra eğer istersek, kavramsal olarak şebekelerin ağı” şeklinde adlandırmak yerine üç şebekenin ağı” veya Trinet, Üçlüağ şeklinde adlandırabiliriz. Zamanında internetin altyapısının oluşmasını sağlayan işyeri ağı konsepti, Facebook Groups, Google Hangouts, G Suite veya devler tarafından satın alınan rakip servisler ile birlikte daha soyut bir seviyeye geçebilir. Şimdiden günümüzdeki işyeri ağları Yerel Ağ Bağlantıları olmaktan daha çok hizmet olarak yazılım (SaaS-Software as a Service) olmaya özendiriliyorlar. Trinet, kullanıcı deneyimini arttırmak amacıyla internetin teknik gelişimi olabilir. Bu girişimler Google içerisinde şimdiden meydana gelmeye başladı. Uzun vadede eski interneti ve Web’i iletmeye çalışmak ek yük haline gelebilir. Bu yüzden protokol ve donanım seviyesinde buna destek vermeyi bırakmak verimli olabilir. Aynı bugünlerde tarayıcı üzerinde Windows 95 çalıştırmak gibi Trinet üzerinden Google’ın bulut sistemlerine erişilerek eski internete benzer bir sisteme ulaşılabilir. İSS modası geçmekte olan interneti tanımayı bırakarak, Google-Facebook-Amazoun’un ideal kullanıcı deneyimini isteyen pazarın kararıyla sadece Trinet’i destekleyebilir.
Belki de gelecekteki muhteşem kullanıcı deneyimli arttırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik, ellerden bağımsız ticaret ve bilgi paylaşımı bu üç teknoloji devinin ürettiğine daha iyimser bir çağrışım yapıyor olabilir. Fakat Web ile geçirdiğimiz 25 yıl, hibe olarak aldığımız temel özgürlüklerimize alışmamızı sağladı. Genellikle anonim olarak kalmanın, paylaştığımız şeyleri kontrol etmenin ne kadar kullanışlı olduğunu ve Google’ın sahip olduğu sunucu haklarının aynısına sahip olacak şekilde bağımsız sunuculara sahip bir internet şirketi kurmanın ne kadar kolay olduğunu unutuyoruz. Eğer Google veya Facebook’tan birinden yasaklanmış iseniz, Trinet üzerinde herhangi bir alternatifiniz olmayabilir. Hatta yeni hesap oluşturmanız bile engellenebilir. Google, Facebook ve Amazon özel şirketler olarak kendi ağlarına erişimi garantilemek zorunda değiller. Onların sunucularında herhangi bir yasal hakkınız bulunmuyor ve biz toplum olarak dev şirketlerin öne sürdüğü bu stratejilere karşı bu hakları elimizden geldiği kadar şiddetli bir şekilde talep etmiyoruz.
Web ve internet, bütün ulusların insanları arasında verimli ve kontrol altında olmayan bilgi alışverişini, özgürlüğü temsil etti. Trinet içerisinde ise insanlar arasında daha kuvvetli bir bilgi değişimi olacak fakat özgürlüğümüzü feda etmek zorunda kalacağız. Birçoğumuz bu trajedi sadece gerçeğe dönüştüğü zaman ancak gözlerimizi açabileceğiz.

Okuduğunuz için teşekkürler. Yazıyla ilgili düşüncelerinizi bekliyorum. Ayrıca sosyal platformlarda paylaşarak diğer insanlara ulaştırmada yardımcı olabilirsiniz. Twitter üzerinden beni takip edebilirsiniz. Yorumlarınızı, düşüncelerinizi ve eleştirilerinizi Twitter’da ve/veya burada yorumlarda bekliyorum.


André Staltz tarafından hazırlanan ve kişisel web sitesinde yayınlanan THE WEB BEGAN DYING IN 2014, HERE’S HOW adlı yazının Türkçe çevirisidir. Bu makale CC BY-NC 4.0 ile lisanslandırılmıştır. Orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.
This article is the Turkish translation of the article titled THE WEB BEGAN DYING IN 2014, HERE’S HOW written by André Staltz on his personal website. The article is licensed under CC BY-NC 4.0. You can access the original from here.