Hayatımızda önem verdiğimiz şeyler konusunda temel olarak cimriyiz. Genel olarak çok fazla değer verdiğimiz şeyleri toplamaya çalıştığımızda iki elin parmaklarını geçmez. Bunun aslında temelinde zaman olduğunu düşünüyorum. Odaklandığımız her konu, ulaşmaya çalıştığımız her hedef, değer verdiğimiz her insan, sahip olmak istediğimiz her nesne bizim zamanımızın bir kısmını tüketiyor. Tüketmek aslında olumsuz bir şeymiş gibi görünüyor. Ancak ben bunu tam olarak böyle algılamıyorum. Genel olarak her şeyin tüketime dayandığı şu hayatımızda, zaman elimizde olan en değerli şey. Çünkü paranın bile sınırının olmama ihtimalinin olduğu şu dünyada, herkesin zamanı kısıtlı. Bu konuda pek de beğenmediğim ancak distopik bir film olan Zamana Karşı geldi aklıma. Filmde herkesin doğarken sadece yirmi beş senesi var ve zamanı dolan herkes ölüyor. Çalıştıkça zaman satın alıyorsunuz. Doğal olarak zenginler sonsuza dek yaşayabiliyorlar. Gerçek dünyada tabi ki bu durum böyle değil. Ancak bu bize aslında zamanın istemsiz bir şekilde tüketildiğini gösteren sadece bir örnek. İnsanın zamanını nelere harcadığından ziyade kişinin bu durumun farkında olup olmaması bence daha önemli. Eğer bir insan zamanını neye harcadığının farkında değilse, ortada tehlikeli bir durum varmış gibi geliyor. Csikszentmihalyi’nin Akış kitabında dediği gibi beynimiz aslında tamamen bir kaos içerisinde. Yani beynin doğal hali kaos. Bu yüzden boş oturduğumuzda hemen sıkılıyoruz veya hemen kafamızda kötü senaryolar çizmeye başlıyoruz. Ne zaman beynimizi meşgul edecek bir şey bulsak; bu bizi bazen rahatlatıyor, bazen çözüme ulaştırıyor bazen de sadece bu kaostan uzaklaştırıyor. Salt eğlence amaçlı ve zevk veren aktiviteler en son bahsettiğimiz noktada görev alıyorlar. Yani kaosu çözmeye, rahatlatmaya değil bizi sadece kaostan uzaklaştırmaya yarıyorlar. Örnek olarak işe gitmediği zamanlarda sadece televizyon, film ve dizi izleyen bir insanı ele alalım. İş yerindeki aktivitelerinin dışında kalan zamanının tamamını bazı insanların “boş aktivite” olarak tanımladığı işlere harcayan bu insan zamanını ne kadar doğru kullanıyor? Kişi bu hayat tarzından rahatsız olmayabilir ve doğru bir hayat yaşadığını düşünebilir. Sonuçta, eğlence aktiviteleriyle zihnindeki kaostan uzak durmayı başarıyor. Ancak akılları karıştıran nokta tam olarak burada. Kaostan uzak durmak, onu dizginlemeyi sağlamıyor. Hiçbir zaman kurtulamayacağımız bu kaosu dizginlemenin bir yolu, yaptığımız işte ilerlemek. Film izleyen bu kişi ne zaman izlediği filmleri farklı açılardan yorumlamaya, karşılaştırmaya ve aynı konunun farklı kişiler tarafından nasıl ele alındığını çözmeye çalıştığında, aslında kaosu dizginlemenin bir yolunu bulmuş sayılır.

Twitter ve GitHub üzerinden beni takip edebilirsiniz. Yorumlarınızı, düşüncelerinizi Twitter’da ve/veya burada yorumlarda bekliyorum. Görüşmek üzere.

Leave a Comment

Required fields are marked *

Loading...