İyi Bir Hayatın Sırlarından: Geri Bildirim

4 minute(s) read

Geri bildirim veya geri besleme, ikili ilişkilerde bir davranış veya söz sonrasında gelen tepki, TDK’ye göre ise “Gönderilen bilgi veya talimatın alıcıda yaptığı etkiye ilişkin edinilen bilgi” anlamına geliyor. Geri bildirim, eleştiri ile çok karıştırılır. Eleştiri ise TDK’ye göre “Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi.” anlamına geliyor. Yani fark edileceği üzere, eleştiri direkt olarak incelemeye dayalıyken geri bildirim ise tepkiye dayalı bir kavram. Her ikisinin de olumlu ve olumsuz örnekleri olmasına rağmen ikisini aynı kefeye koymak maalesef doğru olmaz.

Toplumumun eleştiriye açık veya kapalı olmasının farklı sebepleri olabilir. Türk toplumu (genel olarak) eleştiriyi rahatlıkla kabul edebilen bir toplum yapısına sahip değil. Ancak geri bildirimin kişisel bazda doğru anlaşıldığında bu yargının da kırılacağını düşünüyorum. Çünkü geri bildirim, aslında eleştirilmeyi istemeye dayanıyor. Yapılan davranışın, söylenen sözün veya ortaya çıkarılan işin geri bildirimini almak, eleştirilmesini istemek kişiyi geliştirdiği gibi toplumu da çok daha ileriye götürecek, insanların açık görüşlü olabilmesini kolaylaştıracaktır. Aslında son zamanlarda, geri bildirim mekanizmaları birçok alanda sıklıkla kullanılıyor ve gün geçtikçe bir parçamız haline geliyor.

Özellikle eğitim ve iş ortamlarında ajandalarda yer işgal eden geri bildirim, okulda notlardan ve öğretmenlerle yapılan konuşmalardan alınırken, benzer şekilde iş yerlerinde performans görüşmeleriyle ve maaş güncellemeleriyle sağlanıyor. Kendimizi geliştirmek için daha iyi bir yol bulana kadar aldığımız bu geri bildirimler, performansımızı geliştirmemiz için şu anda elimizdeki en önemli ve en etkili seçenek. Peki bu geri bildirimler sadece okul ve iş ortamlarıyla mı sınırlı kalmalı?

Hayatımızın diğer tarafında, yani sosyal ve çevrimiçi (online) hayatımızda genellikle daha iyi ve mutlu anlarımızı paylaşmaya meyilliyiz. Bunun (genellikle) normal olmasına ve bizi (bir şekilde) mutlu bir hayata götürüyor olmasına karşın, sosyal durumlarda geri bildirimin eksikliğini büyük bir şekilde yaşayabiliyoruz. Peki arkadaşlarımızla aramızdaki ilişkide bu geri bildirim döngüsünü neden tercih etmiyoruz? Neden daimi olarak kötü şeylerden kaçınıyor ve her zaman daha iyi olanlara odaklanıyoruz? Bunun farklı sebepleri olsa da, kişisel hislerimizi (iyi olanları bile) açıklarken beynimiz aslında çok fazla iş yapıyor. Daha önce de bahsettiğim gibi, kelimeler ve hisler beynin farklı bölümlerinden tek bir sistem tarafından işletiliyor. Bu da hislerimiz hakkında konuşmayı gerçekten zor hale getiriyor. Bu yüzden ne hissettiğimizi açıklayamadığımız durumlarla karşılaşabiliyoruz. Peki, bütün bu zorlukları yaşarken, diğer insanlara karşı olan hislerimizi onlara nasıl anlatabiliriz? Benim geri bildirim vermeyi denerken veya başkalarından isterken izlediğim yol genel olarak şöyle:

  • Geri bildirim, güven üzerine kuruludur. Öncelikle güven inşa et.

  • Açık fikirli ol. Alacağın geri bildirimlerin (kötü olsa bile) senin iyiliğin için olduğunu kabullen.

  • Bütün süreç boyunca iyimser ve kibar ol.

  • Ulaşılabilir ol. Meşgul (veya bomboş) olan planında her zaman geri bildirim için bir yer rezerve et.

  • Üzerinde daha kolay çalışabilmek için probleme sebep olan gerçek şeyi anlamaya çalış.

  • Doğru anladığını veya anlaşıldığını kontrol etmek için konuşulan ve anlaşılanları karşılıklı tekrar et.

  • Minnettarlığını sıklıkla dile getir.

  • Süreçle ilgili gelişmeleri takip etmek için ileri tarihli bir etkinlik (toplantı, buluşma) oluştur.

Bu süreç külfetli görünüyor olabilir. Ancak bir çok kısmı aslında fark edilmeden gerçekleşiyor. Örnek olarak, açık fikirli, iyimser ve kibar olduğunuzda, probleme gerçekten neyin sebep olduğunu anlamanız daha da kolaylaşıyor.

Eğer ki geri bildirim için uğraştığımız dönemde karşılıklı güven inşa edemez ve iyimser olamazsak, karşı tarafa özgüveni olmayan ve kendisinden haberi olmayan bir insan gibi görünebilir, yanlış anlaşılabiliriz. Bu durum başta içe kapanık insanlar olmak üzere herkes için daha fazla kişisel problem oluşturuyor. Bu insanlar için güven oluşturmak zaten zorken, bir de bu eklenince, özgüvensiz olma ve geri bildirim alamama gibi bir döngüye girmek git gide kaçınılmaz hale geliyor. Bu nedenle, güven inşa etmek her ne kadar zor görünse de, iş yerinde (özellikle herkes bir işi tamamlamak istediğinde) veya okulda (bir şeyin tam olarak öğrenilmesi istendiğinde), herkes aynı şekilde davrandığında daha kolay hale geliyor.

Gün içindeki yüz yüze olan ilişkilerimiz maalesef her geçen gün zayıflamaya devam ediyor. Bu yüzden, uzun süren ilişkiler de git gide zorlaşıyor. İnsanlar ilk olarak internet üzerinden tanışmaya ve sonrasında iyi bir arkadaş veya çift olmaya daha meyilli hale geliyor. Ancak bir süre sonra yüz yüze görüşüldüğü zaman, internet üzerinden konuşulan rahatlığı hissetmek o kadar da kolay olmayabiliyor. Peki yüz yüze konuşmak bile zorken, bir de geri bildirim üzerine nasıl konuşabiliriz? Belki de bazen geri bildirimi direkt olarak söylemememiz gerekiyor. Ya da öyle mi olmalı?

Friends dizisi. 6. Sezon 8. Bölüm

Sadece hislerden bir geri bildirimi anlamak gerçekten çok zor bir konu. Bizim ev arkadaşımla aramızda (yazılı olarak) bir kuralımız vardı, “Seni rahatsız eden herhangi bir konu olduğu zaman direkt olarak söyle”. Bu kural içimizde karşılıklı kötü hislerin oluşmasını ve bazı hoşumuza gitmeyen davranışların büyümesini direkt olarak engelledi. Şimdi kendisi en iyi arkadaşlarımdan biri ve bu geri bildirimler hâlâ günlük arkadaşlığımızın bir parçası.

Sosyal ilişkilerin dışında geri bildirimin yokluğunda neler çekiyoruz? İnternet üzerinden bir şeyleri öğrenirken neredeyse hiçbir zaman geri bildirim alamıyoruz. Eğer ki çevrimiçi bir kurs takip ediyorsanız, genel olarak nasıl bir gelişme gösterdiğinizle ilgili detaylı bir bilgiyi edinmek mümkün değil. Bu öğrenme sırasında gelişiminizi değerlendirecek bir öğretmen veya kılavuz bulmak çok zor. Ben Coursera (akademisyenlerin ve şirketlerin çevrimiçi kurslarını yayınladıkları bir sistem) üzerinden kursları aylar boyunca takip ederken, geri bildirimin eksikliğini daimi olarak hissettim ve hâlâ da hissediyorum. Coursera’nın puanlama sistemi ve güzel tartışma forumları olmasına rağmen, kendi gelişimimi görmem çok zor. Kursta gördüğüm başlıkların bütün yönlerini öğrendiğimi ve tam anladığımı düşünmüyorum bile. Bu tarz kursların sadece başlangıç amaçlı hazırlandığını bilmeme rağmen, çevrimiçi kurslara olan inancımı az da olsa kaybettim diyebilirim. Unvan ve unvanın getirdiği avantajlar dışında, lisans, yüksek lisans ve doktora derecelerinin önemi aslında daimi olarak geri bildirimin mevcut olması. Yoksa, neredeyse bütün ders materyalleri internet üzerinden ücretsiz erişilebilir durumda. Her ne kadar yüksek lisans yapan birisinin aldığı bütün dersleri izleseniz de, direkt olarak aynı seviyeye gelebilmeniz için ekstradan çalışmanız gerekiyor.

Sonuç olarak, kabul etmek gerekir ki geri bildirim vermek de almak kadar zor. İnsanlar genel olarak utanıyor ve korkuyor. Bunun aksi olsa bile, birilerine kendileri hakkında negatif bir şeyler söylemek gerçekten çok sıkıntılı. Ancak, inanıyorum ki güven inşa ederek, açık fikirli, iyimser ve kibar olarak bunu kırabiliriz. Bu da bizi daha iyi bir hayata, bu hayatın gerçek problemlerine ve üzerinde çalışıp bulabileceğimiz çözümlerine götürür. Hata yaptığımızda, hatalarımızdan bir şeyler öğrenmiyorsak, o hatalar neden varlar?

Leave a Comment

Required fields are marked *

Loading...